Feminist Teori ve Feminist Teorinin Türleri Nedir?

1

 

Feminist teori dünyaya makro açıdan bakan çağdaş bir yaklaşımdır. Feminizm sosyal hareketlerinden gelişmiştir. Kökeni toplumdaki tabakalaşma ve eşitsizliklere odaklı çatışma teorisine dayanır.

Feminist teori kadının eğitim hayatı, aile ve iş gücü yaşamı gibi farklı alanlardaki toplumsal rolünü ve deneyimini inceler. Toplumdaki cinsiyet eşitsizliklerine odaklanmak için alışılagelmiş erkek bakış açısının ötesine bakar.

Feminist teoriye göre, bir grup insanın o gruba mensup oldukları için adaletsiz davranışlar sonucu özellikle kadınlara yönelik ayrımcılık vardır. Bir kişiye bir nesneymiş gibi davranılarak yapılan nesneleştirme sonucu diğerlerinden daha az önemliymiş gibi davranılır, kadınlara adaletsiz davranılır ve cinsiyet bazlı sosyal rolleri üstlenmeye teşvik edilerek bu yönde bir baskı kurulur. Bütün kadınlar aynı önemsiz imaj çerçevesinde çeşitli klişelerle ele alınmaktadır.

Feminist Teorinin Türleri

Cinsiyet Farklılığına Odaklanan Teori:

Toplumsallaşma sürecinde yaratılan, toplumun inşa ettiği cinsiyet farklılıklarına odaklanır. Her toplum kurallar, gelenekler ve beklentiler üretir ve bu beklentiler nesilden nesille aktarır. Cinsiyet ile ilgili beklentilerde Bunlara dahildir.  Toplumsal düzen içerisinde bu beklentiler gerçekleştirildiğinde kişiler ödüllendirilir veya cezalandırılır. Bu bakış açısı toplumsal yaşamda kadının deneyim ve konumunun erklerden nasıl farklı olduğunu inceler. Dişilik ve kadınlıkla ilgili farklı değerler, erkekler ve erkeklik ile ilgili farklı değerler vardır.  Kadınlar genelde yumuşak, şefkatli, duygusal, boyun eğen kişiler olarak görülürken; erkekler saldırgan, sert, işçi ve savaşçıdır. Her birine farklı cinsiyet rolleri biçilir. Kadınların evde kalıp aileye bakması beklenirken, erkekler çalışmaya gider ve savaşırlar. Ataerkil toplumlarda kadınlar diğer olarak tanımlanır ve kenara itilir yani toplumda erkeklere göre belirlenen sınırlara hapsedilirler. Toplumsal cinsiyet farklarından dolayı kadınlar cinsel araç olarak nesneleştirilir ya da sadece güzel bir şey olarak görülürler.

Cinsiyet Eşitsizliğine Odaklanan Teori:

Cinsiyet eşitsizliği her davranış ve kurumun merkezindedir. İktidar sorumluluk ve cinsiyete bağlı önyargılar kapitalist toplumun her tarafına işlemiştir ve bu durum sonucunda kadının ikincil olması içselleştirilmiş bir özellik olarak ortaya çıkar. Ataerkil bir toplumumuz var ve bu da erkeklerin ailenin ve toplumun başı olarak yönetici grubu oluşturduğu anlamına gelir. Evlilik bile kendi başına bir cinsiyet eşitsizliğine yol açabilir. Evli kadınlar genellikle evli erkelerden ya da bekar kadınlardan daha yüksek stres düzeyine sahip olmakta. Kadınlardan evde özel alana odaklanması bekleniyor ve kamusal alanda daha az etkili oluyorlar. Hatta iş bölümünde bile cinsiyet ayrımcılığı söz konusudur.

Cinsiyet Baskısına Odaklanan Teori:

Bu bakış açısına göre kadınlar erkeklerden farklı, onlarla eşit değil ve bundan dolayı baskı görüyor, erkeklere bağlı kılınıyor ve suiistimal ediliyorlardır. Bunların hepsi iktidarla bağlantılıdır. Erkeklere cinsiyetlerinden dolayı daha fazla güç verilen ataerkil toplumlarda kadın olmanın olumlu tarafı kabul edilemez. Aile kurumu da özellikle erkeklerin yararına olur. Endüstri devrimi ile birlikte ailede iki tür iş oluşmuştur. Para almadan ev ve aileyle ilgilenmek gibi ev işleri kadının görevi olurken, erkek evin dışında para kazanmak ve evin geçimini sağlamak için sanayide çalıştı. Erkekler çalışmadığında ailenin ayakta kalması mümkün değildi. Bu ayrı roller kadın ve erkek arasında ekonomi ve eğitim alanında bir fark yarattı ve erkek toplumda daha fazla güce sahip oldu. Bazen bu güç fiziksel şiddet uygulanmasıyla ortaya kondu. Bazı feministler bu durumun kadınların kendi değerini ve gücü anlamasıyla önlenebileceğine inanırlar.

Yapısal Baskıya Odaklanan Teori:

Kadına uygulanan baskı ve eşitsizlik kapitalizm, ataerkil toplum ve ırkçılığın bir sonucudur. Kadınlar işçi sınıfında olduğu gibi kapitalist üretim modelinden dolayı sömürülürler ancak bütün kadınlar aynı şekilde baskı görmezler. Cinsiyet eşitsizlikleri, ırk, sınıf, cinsel yönelim, yaş gibi diğer toplumsal eşitlikler ve hiyerarşilere bağlı ataerkil toplumlarda toplumsal cinsiyet özelliklerinde farklılıklar vardır. Erkekler akılla ilişkilendirilir, kadınlar ise vücutla. Bu da mal ya da nesne olarak gösterilmesini mazur göstermek için kullanılır. Kadın vücudu tarih boyunca çocuk doğurmaktan, modaya, diyet programları gibi modern eğilimlere kadar hep metalaştırılmıştır. Kadınlar nesneleştirilince erkeklerde savaşmak, çalışmak ile yükümlü oldu. Elbette erkeklerinde bu kategorilerle sınıflandırılması doğru değil ancak erkekler kadınlar gibi bu kategorileri nedeniyle baskı görmüyorlar. Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kategorileri her birey için neyin toplumca kabul edilebilir olduğunu tanımlanmakta kullanılıyor. Erkeklerin topluma aktif olarak katılmaları beklenirken kadınların daha pasif olması beklenir konuştuğumuz dil bile erkeğe uyarlanmıştır. İş adamı, bilim adamı gibi. Bazı feministler iş insanı, bilim insanı gibi cinsiyetsiz terimler kullanarak dili düzeltmeyi tercih ederler.

Feminist teori erkeklerin yerini almaya çalışmaz. Toplumdaki kurumlardan kaynaklanan kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikleri göstermek için topluma farklı bir bakış açısı ile bakar. Eşitsizlik toplumumuzun önemli bir parçasıdır, feminist teoride günlük yaşantımızın içine işleyen bu cinsiyet eşitsizliklerine ışık tutar.


Etiketler

Yorum Gönder

1 Yorumlar
  1. dört teori de önemliymiş, bizim ülkede evet eşitsizlik çok baskın yaa :)

    YanıtlaSil
Yorum Gönder
Our website uses cookies to enhance your experience. Learn More
Accept !