Jeremy Bentham’ın Siyaset Felsefesi

0

 

insan hakları

Bentham felsefesine doğal hakları çürütmekle başlar. Bilgi teorisinden hareketle doğal hakları çürütmeye çalışır. Bentham Doğal haklara karşıdır. Çünkü ona göre doğal haklar pratik güçlüğü çözemez.

Bentham’ın çocukluğunda kuklalardan korkmaya başlaması ile birlikte kafasında bir ayrım oluşur: Bir yandan gerçek varlıklar vardır bir yandan da hayali varlıklar vardır. Gerçek varlıklar duyularla algılanabilir. Vücutlardır, maddelerdir. Hayali varlıklarsa tam zıttadır. Metafizikseldir.  Bentham şöyle düşünür; doğal haklar dediğimiz varlıklarda hayali varlıklardır. Sadece düşünseldir. İnsanlara sınırsız doğal haklar verilmiş, bu haklar verilince de insanlar birbirlerinin kurdu olmuş, hiçbir şekilde kendilerinin önünü kesecek bir şey bulamamışlardır. Bu insanlarla tartışılamaz çünkü tüm silahlara sahiptirler. Ama biz doğal hukuku reddedip pozitif hukuka önem verirsek sorunları çözebiliriz. Bentham, eğer biz pozitif hukuku doğal haklarının temelinde inşa edersek pozitif hukukta sorunlu olacaktır. Pozitif hukukun kuruluşunun temeli doğal haklar olmamalıdır diye düşünmektedir.

Bentham üç ana başlık altında doğal hukuka itiraz eder. İlk itirazı doğal hakların hayali olmasıdır. Ona göre hayali bir yasaya dayanmamalıdır. Diğer itirazı ise doğal hakları insanların sınırsızca kullanılmasıdır. Bu haklar keyfice genişleyebilirler. Bu da anarşiye neden olur. Son itirazı ise bir eylemin doğal hukukla uyumlu olduğu için meşru sayılmasıdır. Ona göre bir eylem doğal hukukla uyumlu olduğu için meşru değildir, mutluluk üreten eylem ancak haklı ve meşru olabilir.

Ne mutluluk üretir? Ne zaman mutlu oluruz? Sorularının cevabı da Bentham’a göre hazdır. Haz önemlidir. Bentham’a göre bir insan haz aldığı müddetçe mutlu olur. Bir şey birine haz verirse ona fayda sağlamış demektir, yani mutluluk üretmiş demektir. Hazza dayalı haklar gerçek haklardır.

Bentham’a göre ilk önce tek kişilik yalnız aileler vardır. Ailelerin zamanla gelişmesi ve aralarından uzun adamı seçmesiyle toplum oluşmuş olur. Bentham bu ailelerden oluşan toplumun ilk haline grup ya da kabile demektedir. Genişlemeyi sağlayan nüfusun fazlalaşması, görüşlerin çoğalması ve önceden ayrı olan grupların bir araya gelmesidir. Bu genişlemeden sonra toplumu oluşturma tanımı ve amacı gerçekliğini kazanmıştır. Her ne kadar bu gruplar kendi istek ve korkularından hareketle toplumu oluştursalar da onları bir arada tutan onların eksiklikleri ve kusurları olmuştur.  Bir politik yapının kuruluşunda bazı ilkeler içerilir. Örneğin bu ilkeler, topluluk her üyesinin haklarını korumalı ve bu koruma karşılığında topluluk yasalarına uymalılar, bir kez toplum oluşturulduğunda o toplumu düzenli tutma, koruma gerekliliğinden dolayı yönetim kendiliğinden ortaya çıkar gibi ilkelerdir. Toplum oluştuğunda hazların çatışması ortaya çıkacaktır. Bu nedenle de zorunlu ilkelere, hukuka, yasaya ihtiyaç vardır. Bentham baskıcı bir sistem önermez, bilimsel hukuk sistemi önerir.

Hobbes sisteminde Leviathan’ın gücünü sınırlayacak bir ilke getirmemişti. Despotik durum ortaya çıkmıştı. Bentham buna bir çözüm getirir. Sözleşmeyi karşılıklı hale getirir. Buna göre insanlar yöneticiye genel bir boyun eğmeye söz verirler. Kral da bunun karşılığında onlara mutluluk düzen verecek bir yönetim sağlayacağına söz verir kral bunu sağlamazsa yönetilenlerde kurallara uymazlar.

Bentham’a göre, söz verilir bunun karşılığında fayda vardır ancak söz ve fayda çatışırsa mutlaka fayda seçilmelidir. Verilen sözler çiğnenebilir. Bu politik sistem insandan önemli değildir demektir. Çünkü sözü yapan geçerli kılanda insandır. Söz insan mutlu olduğu sürece geçerliliğini sürdürebilir. İnsanlar söze kendilerine fayda ve haz sağladığı sürece rıza göstermelidirler.

Bentham şöyle söyler; insan yaşamının ve politikanın temeline haz ve faydayı getirdiğimde bir sürü mesele çözülmüş olacaktır. Doğru yanlış, iyi kötü gibi kavramları kullanırız ama bu iyi ve kötünün ne olduğunun tanımlanması çoğu zaman muğlak kalır, metafizik sanılır ancak her şeyin temeline haz ve faydayı getirirsem hepsi haz ve fayda ile ölçülmeye başlanır ve bu onu metafizikten, muğlaklıktan kurtarır. Bu nedenle daha pratiktir. İyi olan bana haz sağlayandır. Bana fayda sağlayan beni mutlu edendir. Bir politikanın temelini bu nedenle haz temeline koymalıyız, doğal haklar temeline değil.

Peki bu durumda nasıl olacak da insan insanın kurdu olmayacak? Sorusu akıllara gelmektedir. Bentham derki, bireyler olarak hepimiz başka başka şeylerden haz duyuyor olabiliriz ama tek tek bireylerin hazları tüm toplumu mutlu etmeye yetmez. İnsanların kendi başlarına başkalarını hiç ilgilendirmeyen konularda hazları vardır. Bireysel isteklerin pek bir önemi yoktur. Toplum beraberce haz alan şeylere odaklanmalıdır.

Bentham’a göre en fazla sayıda insanın en fazla miktarda mutluluğu/ hazzı/ faydası gözetilmelidir.  Önemli olan budur ve bu durumda toplum olarak mutlu olunabilir.  Bireyler haklarından bir miktar feragat edip toplumun mutluluğuna odaklanmalıdır. Bentham’a göre insanın hayatını idare eden ilke hazdır bu yüzden hayatın doğal haklar üzerine inşa edilmesine karşı çıkmaktadır.

Bentham’ın düşüncesinde haz ve acı insanın zihninde ne ise odur, bu kadar basittir, ulvi algılara gitmeye gerek yoktur. Hep bazı değerler, doğrular soyut şeylere dayandırılmıştır. Örneğin; vicdana, tanrıya, ahiret ilkelerine ... Bu bir kısır döngüdür ancak her şeyi haz ve acıya dayandırırsak bu kısır döngüden kurtulabiliriz.

Verilen sözün tutulması bireyler arası ilişkilerde de önemlidir. Verilen sözün tutulması devlet için toplumsal yaşam içinde önemlidir. Verilen sözün tutulması gibi kavramı neye dayanarak meşrulaştırırız, nasıl açıklarız? Bentham şöyle der: ben sözümü tutmalıyım, çünkü vicdanım bunu emrediyor. Bunu nereden biliyorsun? çünkü iç güdüsel bir duygum var neden vicdanına uymalısın? çünkü tanrı benim doğamın yazarıdır ve vicdanıma uymak tanrının kuralına uymaktır peki neden tanrıya uymalısın? Çünkü bu benim birinci görevim bunu nereden biliyorsun? çünkü bunu bana vicdanım söylüyor.

Bentham’a göre bu bir kısır döngüdür, vicdanda başlar, vicdanda biter. Benim neden sözümü tutmak gerektiğim ile ilgili somut bir bilgi vermez. Bentham bu nedenden dolayı biz bir şeyleri soyut şeylerle açıklamayalım, her şeyi haz ve acı ile açıklayalım der.

O halde haz nedir?  Bentham haz listesi yapmıştır. Bentham’a göre insan, servet edinmekten, yeteneklerini kullanmaktan, iyi arkadaşlıklar kurmaktan, şan ve şöhretten, kudret sahibi olmaktan, yaratıcı tarafından sevilmekten, sevdiklerinin başına gelen iyi şeylerden, sevmediklerinin başına gelen kötü şeylerden, hatıralardan, hayal etmekten, gelecekle ilgili plan yapmaktan, zihindekileri gündeme getirmekten, acıdan kurtulmaktan haz alan bir varlıktır.

Neler acı verir? Bentham’a göre insan, duyu yoluyla edinilen zevklerden mahrum kalmaktan, duyusal acılardan, yeteneklerini kullanırken karşılaştığı zorluklardan, düşman sahibi olmaktan, kötü nam salmaktan, yaratıcı tarafından sevilmemekten, sevdiğinin başına gelen kötülüklerden, sevmediklerinin başına gelen iyiliklerden, hatıralarından, hayallerinin acı vermesinden, beklentilerinin kötü olmasından ıstırap duyar. Bu tür acılardan kaçınmak gerekir. Kişisel hayatımızda buna göre seçimler yapacağız, buna göre davranacağız buna göre davranırken bir hesaplama yapmalıyız.

Bentham fayda hesabı yapılması gerektiğini düşünür. Fayda hesabı yaparken önemli olan nitelik değil niceliktir. Bentham diyor ki, eylemlerin arasında hiçbir kalite farkı yoktur. Haz vermesine odaklanılmalıdır. Bir kalite ayrımı olmamalıdır. Aynı yoğunlukta ve uzunlukta haz veriyorsa bir raptiye şiir kadar değerlidir. Seçilmelidir. Yeter ki sana haz versin.

Bentham hazları niteliksel olarak ayırmaz niceliksel olarak ayırır. Raptiye şiirden sana daha fazla haz veriyorsa o daha kıymetlidir. Hazlar kalite esası ile değil, miktar esası ile ele alınmalıdır.

O halde herkes kalite ayrımı yapmadan istediği hazza yönelecek mi? Sorusuna Bentham cevabı: Hayır’dır.  Bentham’a göre hazları seçmek o kadarda kolay değildir. Hazları belirlemek birtakım kriterlerin sınavından geçmek zorundadır.

Bentham altı kriter belirler. Keskinlik kriteri, bir haz veya acı miktarının bize fayda sağlamak açısından gücünü göstermektedir. Senin yöneldiğin haz sana keskin şekilde fayda sağlıyor mu? buna bakmak gerekmektedir. Süreklilik kriteri, bireylerin elde edeceği haz veya acının ne kadar süreceğidir. Kesinlik kriteri, bir eylemin bireylere net bir şekilde haz veya acı getirmesidir. Yakınlık kriteri, Bir eylemin getireceği hazzın o eylem ile arasındaki mesafe yani fail ile hazzın uzaklığı ile ilgilidir. Burada bireylerin hazza ulaşmak için neleri feda ettikleri de yakınlık ile ilgilidir. Verimlilik kriteri, bir eylemin örneğin haz ile sonuçlanması bu hazzın başka bir yeni hazzı beraberinde getirmesidir. Saflık kriteri, bir eylemin oluşturduğu hazzın sonrasında acı getirmemesi. Sadece haz ile sonuçlanmasıdır. Eylem tüm bu kriterlere tabi tutulmalıdır.  Bu kriterlerden geçerse bizim için niceliksel olarak da bol miktarda hazdır.

Bir eylemin kriterlerden geçmesi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bir kişi bir eyleme haz verdiği düşüncesi ile yönelirken, diğer kişi haz vermediğini veya az haz verdiğini düşünerek yönelmeyebilir. Bentham diyor ki, ancak mesele sadece bireysel haz değildir. Mesele toplumdur. Ona göre, toplumda kaç kişi bu değerleri veriyor buna bakmak gerekir. Daha fazla sayıda insanın daha fazla mutluluğu için insanlar kendi hazlarından feragat edebilirler. Hazlarından feragat eden insanlar bu durumu mağduriyet gibi algılamazlar. Bentham, en fazla sayıda insanın, en fazla miktarda mutluluğunu önemser.

Etiketler

Yorum Gönder

0 Yorumlar
Yorum Gönder (0)
Our website uses cookies to enhance your experience. Learn More
Accept !